Anasayfa

Kaynaklar

Reklam

Kullanıcı Girişi



Kimler Sitede

Şu anda 3 konuk çevrimiçi
 

Mustafa Çimen Kitapları

İşaretler Sineması Şiir İnsan İnsan Şiir İblis'in İyi Aklı Aşık Olmasam Çoktan Ölmüştüm
Kitap içeriği için kapağı tıklayınız..
Romantikkale.com - Yaşamın Şiir Kalesi
Kurtlar Vadisi:Fliltin "Newyork Times" a Haber oldu PDF Yazdır e-Posta
Orhan Yılmaz tarafından yazıldı.   
Cuma, 03 Eylül 2010 14:52

 
New York Times gazetesi, "Gazze filosu"na kanlı saldırıyı konu alan, "Kurtlar Vadisi: Filistin" filmine dikkat çektiği geniş haberinde çekimler için "stüdyo"ya dönüştürülen Kiremithane'deki renkli manzaraları da okuyucularına aktardı. 03.09.2010 14:22

 NEW YORK (ANKA) - "Gazze filosu"na kanlı saldırıyı konu alan, "Kurtlar Vadisi: Filistin" filmi New York Times gazetesinde geniş bir habere konu oldu.
New York Times gazetesi, "Kurtlar Vadisi: Filistin" filmi için, "stüdyo"ya dönüştürülen, Adana'nın Kiremithane İlçesi'nde yapılan çekimlerine ilişkin okuyucularına ayrıntılı bilgi aktardığı haberde filmin bir Türk filosunun İsrail'in Gazze ablukasını kırmaya yönelik "başarısız girişimi"ni konu aldığını, İsrailli komandolarınca düzenlenen baskında da "dokuz Türk aktivisti ve Amerikalı bir gencin öldürüldüğü"nü belirtti.
Olayın uluslararası tepki yarattığını, İsrail'in "yakın bir müttefiki" olan Türkiye ile ilişkileri gerdiğini de kaydeden gazete, diğer bir sonucu olarak da Gazze ablukasının hafifletildiğini de anımsattı.
Daha önce "Kurtlar Vadisi: Irak"ın da çekildiği anımsatılan gazete filmin Türkiye'de rekor kırarak 4 milyon kişi tarafından seyredildiğini ancak ABD veya Avrupa'da izleyici yönünden kayda değer bir yankısının olmadığı belirtildi.

Devamını oku...
 
YEŞİL DUYARLILIK PDF Yazdır e-Posta
Nizamettin ŞEN tarafından yazıldı.   
Cuma, 03 Eylül 2010 08:32


Nizamettin Şen


Turizmciler ve çevreciler bir birine  ne kadar yakınlar? Bu soruya bu güne kadar her iki taraftan radikal bir cevap veren olmamıştır. Özellikle,  bu soru ülkemizde  yıllarca hasır altı edilmiştir. Çevrecilik ülkemizde ne kadar anlaşılmıştır, sorgulamasını yapmak belki de daha doğru olur. Çevreci akımların ülkemizde gelişebildiği düzey ancak özel  ilgi düzeyindedir. Oysa gelişmiş toplumlarda bu bir yaşam felsefesi ve pratiğidir.

Antalya Limak Lara Hotel'de, Hüseyin Baraner’in organizasyonu ile turizm sektörü temsilcileri ve Almanya Yeşiller Federal Eşbaşkanı Cem Özdemir’i dinlerken önce ülkemizdeki çevrecilik bilincini sonra da turizmcilerin çevrecilik konusundaki yaklaşımlarını düşündüm. Ülke genelindeki çevrecilik yaklaşımının bir adım ilerisinde olduğunu düşündüğüm turizm sektörü ne yazık ki olması gereken yerde değil. Yıllarca çevrecilik konusunda eksi puan almamak için turizm sektörü çevrecilik konusunda adeta üç maymun taklidi yapmaya çalıştı. Görmedim, duymadım, bilmiyorum. Özellikle golf turizmi konusundaki bazı yapılan yanlışları, büyük bir suçluluk psikolojisi ile tamamen red etmeye çalıştı. Oysa uluslar arası normlara uygun yapılan yüzlerce çevreci otel işletmesine sahibiz. Hele bunların içinde öncülük yapan ve yıllarca çevre ödülüne layık görülen Sarıgerme İberotel’i belirtmek gerekir.

Son Güncelleme: Cuma, 03 Eylül 2010 08:46
Devamını oku...
 
Türk Sineması Karadeniz'i Sevdi PDF Yazdır e-Posta
Nilgün Berk tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 01 Eylül 2010 07:48

 
Sıcak samimi insanları, yeşilin binbir renginin hakim olduğu yaylaları, eşsiz doğal güzellikleriyle Karadeniz bölgesi, film ve belgesel yapımcılarına mekanlık ediyor.


AA - Yöre halkının da rol aldığı yapımlar yurt içi ve dışında birçok ödül kazanırken, çekildikleri bölgenin tanıtımına da katkı sağlıyor. Bölgede çekilen filmler arasında ''Sonbahar'', ''Bal'', ''Bulutları Beklerken'' ve ''Yüreğine Sor'' ilk akla gelenler arasında yer alıyor.
     Yönetmenliğini Semih Kaplanoğlu'nun yaptığı, senaryosu Kaplanoğlu ve Orçun Köksal imzasını taşıyan ''Bal'' filmi Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde çekildi. Yörede yaşayan ve filmde rol alan Bora Altaş isimli çocuk, ''Yusuf'' rolü ile izleyenlerin büyük beğenisini kazandı.
     Karakovan balcılığı yapan Yakup ve oğlu Yusuf'un birbirleriyle ve doğayla ilişkilerini konu eden ''Bal'' filmi, 60. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde ''En İyi Film Altın Ayı'' ve ''Ekümenik Jüri Ödülü'' kazanmasının yanı sıra 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ''En İyi Görüntü Yönetmeni'' ve ''Radikal Halk Ödülü''ne layık görüldü.
     Filmin çekilmesinin ve ödül almasının ardından bölgede hidroelektrik santrallerine karşı verilen mücadeleye dikkat çekilirken, yöre yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi.
    
     -ÖDÜLE DOYMAYAN ''SONBAHAR''-
    
     Yönetmenliğini Artvin Hopa doğumlu Özcan Alper'in yaptığı ''Sonbahar'' filmi de Rize Çamlıhemşin ve Hopa'da çekildi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Eylül 2010 07:55
Devamını oku...
 
Altın Portakal'ın Marka Yüzü PDF Yazdır e-Posta
Nilgün Berk tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Ağustos 2010 08:38

 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin afişinin bu yılki yüzü, oyuncu - sunucu Ebru Akel oldu.


ANTALYA (A.A) -
     Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akaydın, Antalya Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Altın Portakal'ın Türkiye'nin en önemli organizasyonu olduğunu, festivalin kendisinin de Antalya gibi bir marka haline geldiğini söyledi.
     Bu yıl 47'ncisi gerçekleştirilecek olan festivalin hazırlıklarının sürdüğünü ifade eden Akaydın, festivaldeki yarışmalara başvuruların da tamamlandığını bildirdi. "Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'na tüm zamanların rekoru kırılarak 47 film başvurdu" diyen Başkan Akaydın, festivalde yarışacak filmlerin 33'ünün ilk filmini çeken yönetmenlerden oluştuğunu, bunun da Türk sinemasında yeni bir kuşağın ortaya çıktığının göstergesi olduğunu vurguladı.
     Belgesel Film Yarışması'na 110, Kısa Film Yarışması'na 222 film için başvuru yapıldığını söyleyen Mustafa Akaydın, festivalin görsel iletişim tasarımının da belirlendiğini, festival afişinin Grafik Sanatçısı Emrah Yücel tarafından hazırlandığını ve afişte "Marka yüz" olarak oyuncu - sunucu Ebru Akel'in görev aldığını bildirdi.

Son Güncelleme: Salı, 24 Ağustos 2010 08:53
Devamını oku...
 
Evrensel Bir Karakter PDF Yazdır e-Posta
Orhan Yılmaz tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 21 Ağustos 2010 09:14


İvan Aleksandroviç Gonçarov'un efsanevi eseri 'Oblomov' yeniden yayımlandı. Bireysel kahramanın kaderinin ülkenin kaderini temsil ettiği bu romanda, Oblomovluk hali çağa, Batı'ya, Aydınlanma hamlesine ayak uyduramayan Rus toplumunun köhnemiş, Doğulu ruhunu yansıtıyor..

..............................................................................................................................................

 Dünya edebiyatında öyle karakterler vardık ki hem yazarlarını gölgede bırakmış hem de edebiyatın sınırlarını aşarak bir davranış modelinin simgesi haline gelmiştir. İvan Aleksandroviç Gonçarov’un Oblomov romanının kahramanı Oblomov da böyle bir karakter. Düşünceden eyleme, kuvvadan fiile geçememe, daha basitleştirildiğinde açıkça miskinlik halini temsil eden Oblomovluk, özellikle devrim öncesi ve sonrasında Rus insanı için olumsuzluk yüklenmiş bir sözcüktü. Lenin’e göre Rusya üç devrim geçirmiş, ama yine de Oblomov’lardan kurtulamamıştı. “Çünkü Oblomov’lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Toplantılarda, komisyonlarda nasıl çalıştığımıza bakarsanız, eski Oblomov’un içimizde olduğunu görürsünüz. Onu adam etmek için daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecektir.”
Lenin gibi büyük bir siyaset ustasının yeni bir düzen kurma yolunda en büyük engel olarak gördüğü Oblomovluk, kuşkusuz Gonçarov’un roman kahramanından esinlenen ama romandan bağımsız bir niteleme. Lenin’in söylevine bakarak kötü bir insan sanmayın İlya İliç Oblomov’u. Aslında sevimli bir karakter o; “Otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü, ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen bir adam”Ö Tembellikten çok dış dünyaya karşı kayıtsızlıkla malul; “Hareketleri, çok telaşlandığı zaman bile, aynı yumuşaklığı taşırdı ve kendine özgüydü, bir kurdele zarafetine sahipti. Eğer yüzünde kaygı bulutları dolanacak olursa, bakışları dumanlanır, alnında kırışıklar belirir, kuşkuların, üzüntülerin, telaşların dansı başlardı; ama bu kaygı çok nadiren belli bir fikir biçimini alır, daha da nadiren bir niyete dönüşürdü. Bütün kaygısı bir iç çekmeyle gider ve bir kayıtsızlık ya da bir uykuya gömülürdü.”

Devamını oku...
 
Polisiyelere saygı PDF Yazdır e-Posta
Orhan Yılmaz tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 12:07


 

Şenlikli Bir Cinayet', polisiye sevenler için gerçekten de şenlikli bir kitap... 'Cinayet Çiftliği', yavaş yavaş gelişen, her tanık ifadesiyle okuyucuyu biraz daha içine çeken, irkilten, çarpıcı bir suç romanı... 'Eskiden, Çok Eskiden', cinayet nedenini geçmişte yaşanmış acı olaylara bağlayarak İstanbul Rumlarının dramını anlatıyor... 'Sorry' ise ölüm karşısında düşülen çaresizliği ve toplumsal iletişimsizliği yansıtan sert bir polisiye... 26.07.2010 12:50


A. ÖMER TÜRKEŞ ( Radikal Kitap )

Devamını oku...
 
Bugün, iki yeni film gösterime giriyor PDF Yazdır e-Posta
Nilgün Berk tarafından yazıldı.   
Cuma, 23 Temmuz 2010 10:28

 
Sinema sevenler için bu hafta iki yeni film gösterime giriyor.


İSTANBUL (A.A) - 
     Vincenzo Natali'nin yönettiği ve Adrien Brody, Sarah Polley, David Hewlett ile Abigail Chu'nun oynadığı ''Deney/Splice'', insan DNA'sının kopyalanmasını anlatıyor. Bilim dünyasına farklı bir bakış açısı getiren filmin konusu şöyle:
     ''Clive ve Elsa, bilim dünyasının iki süper starıdır. Uzmanlık alanları DNA kopyalamak ve farklı canlıların DNA'larını birleştirerek hybrid yaratıklar yaratmaktır. Ancak çalışmalarını artık bir adım daha ileriye taşımanın zamanı geldiğine inanmaktadırlar; insan DNA'sını kopyalamak. Yürüttükleri projenin finansörleri bu aşamaya gelindiğinde insan DNA'sı ile deneyler yapılmasına karşı çıkar ve Clive ile Elsa projeyi gizlice yürütme kararı alır. Elde ettikleri sonuç 'Dren'dir. Dren, bu ünlü çifte hayatlarının hem en çılgın hayalini hem de en büyük kabusunu yaşatmaya başlar.''
     Night Shyamalan'ın yönettiği ve Noah Ringer, Nicola Peltz, Jackson Rathborne ile Dev Patel'in oynadığı ''Son Hava Bükücü/The Last Airbender'', görsel efektleri ve aksiyon sahneleriyle dikkat çekiyor.
     İnsan medeniyetlerinin dört ulusa bölündüğü bir dönemi anlatan filmin konusu özetle şöyle:
     ''Ateş ulusu, zalim bir savaş başlatmıştır. Filmin kahramanı 'Son Hava Bükücü', kehanete göre, dört elementi de kontrol edebilecek güce sahip tek Avatar olan 'Aang'dır. Aang, savaşın yıkıma uğrattığı dünyalarında düzeni tekrar sağlamak için Su Bükücü Katara ve erkek kardeşi Sokka'dan yardım alır.''

 

 
«BaşlatÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 > 13
 

Seçme Şiirler


 

Dünyalı,Türkiyeli,Silifkeli

  

Anketler

Ne sıklıkla kitap okuyorsunuz?
 
FAIL (the browser should render some flash content, not this).