|

Bana diyebilirsiniz ki “ senin ne işin var bu konularla, sen ilim adamı mısın, ilahiyatçı mısın?” Şöyle diyorum, her okumuşun okuyanı, düşüneni, aydını, aydınlanmak isteyeni, mensup bulunduğu toplumun dili ve diniyle ilgilenmeli, en azından kapsamlı bilimsel araştırmalar gerektirmeyen, tebarüz etmiş konularda düşüncelerini söylemeli, paylaşmalı, tartışmalıdır. “Dilmun’dan Beri “ ana başlığı ile bu sitede “Sümerler ve Dinler” konusunu yazarken bir söz etmiştim:” Musevilik ve hristiyanlığın aksine ana kitabı ( vahyi ) değiştirilmediği halde en çok değişen ve aslından uzaklaşıp hurafe keşmekeşi içine gömülen din islamdır, bu da uydurma hadisler yoluyla gerçekleştirilmiştir” demiştim. Kuran’ın tercüme, meal ve tefsirlerini ilk gençlik yıllarımdan beri defalarca okumuş ve hala ihtiyaç hissetikçe okuyan biri olarak, bir söylemin, bir hükmün, Kuran’ın ilkelerine, mesajlarının lafzına ve ruhuna uyup uymadığını ayırt edebiliyorum.Aklımla ve mantığımla vardığım sonuçları da, fırsat oldukça bilimsel kaynaklarla teyit etmeye çalışıyorum.Uzun yıllardır Cuma namazına gittiğimde hep en son sıradaki cemaattan olurdum, çünkü namaz öncesi vaazı dinlemek istemediğimden son anda girerdim camiye, beni çıldırtırdı kürsüdeki konuşan hoca efendiler..farzın unsuru olduğu için dinlemekten kaçamadığım hutbeler de kısa ve seçilmiş olmasına rağmen çoğu kere aynı isyanı yaratırdı bende, hocayı mimberden yaka paça indirip konuşmak istediğim olmuştur çok, nafile! Benim neslim, araya saplanmış arayışlara rağmen “hurafe islam” neslidir.Gerçi Mehmet Akif de aynı dert ile muzdaribdir.”Ne kadar hakiki müslüman tanıdımsa hepsi makberdedir/ Bilmem ama galiba mülümanlık göklerdedir” mealinde acı çekip ağlayan oydu..1220 ‘lerde, saltanat dinciliği içinde, kan ve can pahasına var olmaya çalışan akılcılık yerini tamamen uydurma nakilciliğe terkettiğinden beri Akif gibiler ıstırap içindeydi.” Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda” demiş Akif. Benim bir tesellim var bu zamanda: Bizzat Kuran, genel felsefe-düşünce ve islami düşünce alanlarında kafa yormuş, araştırmış, düşünmüş, kitaplarca yazmış biri olarak Yaşar Nuri Öztürk’ün, diyalektik, analitik çalışmalarına, analiz ve görüşlerine çok değer veriyorum ( İlimsiz cami hocalarının ona küfrettiklerini, sosyete imamı diye küçültmeye çalıştıklarını da çoğu kere duymuşumdur).Son kitabı “ Arapaçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü: İmamı Azam Ebu Hanife: Esas Fikirleri Gölgelenen Önder” kitabı, İslamı gerçekten öğrenmek isteyenler için yol açıcı bir eser.Mesajları, İmamı Azamdan hareketle güncel ve evrensel. Kitabı hala tam okuyamadım, sadece bazı bölümlerine göz gezdirdim, ama bu bile bana bu hükmü vermeye yetti. Özellikle müslümanları ,uydurma hadislerle Kuran’dan uzaklaştırmanın vehametini, oyunlarını, oyuncularını ve oyuncuların amaçlarını çok güzel açıklıyor. Bakınız arkadaşlar, müslüman olmayabilirsiniz, başka bir dini seçersiniz, ateist olursunuz, ya da tek ve büyük yaratıcı tanrıyı kabul eder, dinlere inanmazsınız, bunlar temel tercihler; insanın ruh ve düşünce dünyası ile ilgili, ama müslümanım diyorsanız, Kuran’ı, hepiniz arap gibi arapça bilemyeceğinize göre kendi dilinizde okumalı, ilkeleri ve mesajları üzerinde düşünmelisiniz. İslamın temel ilkesi, Allah ile mümin arasında hiçbir aracı, rabıta sağlayıcı, şefaatçi kabul etmemektir.Yani mümin, dininin temel kitabı, aklı ve Allahı ile başbaşadır.Yine Sümerler ve Dinler ile ilgili yazılarımda islam ve diğer dinler arasında farkettiğim bir farkı vurgulamıştım.İslamın insanlardan temel talebi zulme karşı durmaktı ve Kuran’ın mesajı diğer dinlere göre daha arı-durudur ve nettir.Sümerlerde, daha sonra hristiyanlıkta rahipler,ruhbanlar, yahudilikte hahamlar Allan ile kul arasında aracı olarak telakki edilmişlerdir.Sümerlerdeki, tanrılar meclisine ve baş tanrıya insanların talep ve dualarını götüren, onlara şefaat eden kişisel-zümresel aracı tanrılar islama hurafeci tarikatlar yoluyla etki etmişlerdir.Bunların adlarına tanrı denmiyor elbet, şeyh deniyor, veli deniyor ama rol bakımından sümerdeki aracı tanrılardan farkları yok.Bakınız arkadaşlar, tasavvuv ile tarikatı karıştırmayalım, birisi doğrusuyla yanlışıyla düşünce sistemidir, düşünsel gayrettir, fikir üretmedir, diğeri şeyh ve veli yaratan örgütlenmeler.Gidip ilmine inandığınız birinin talabesi olabilirsiniz, talebe başkadır, mürid başka.Yaşar Nuri Öztürk’ün yukarıda adı geçen eserinden naklen İmamı Azam Ebu Hanife demişki :” Eğer dünya ve ahirette Allah’ın velilerinden maksat bilginler değilse, Allah’ın Velisi yoktur demektir”. Mustafa Kemal Atatürk de İslam dünyasının temel yarasını ve zaafını bildiği için “ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” hükmünü öne çıkarmıştır.Kuran’ı yorumlamak için uydurma hadislere sığınan dar kafalılar,bu hadisler olmadan Kuran anlaşılamaz yalanını ve inkarını ortaya atmışlardır.Yine Yaşar Nuri Öztürk’ün adı geçen eserinden naklen İmamı Azam’ın, Kadı Abdülcebbar ve Musatafa Kemal’in seslendirdikleri bir söz vardır” Kuran’ın tercümesi yapılamaz demek, “Kuran’ın manası yoktur demektir” Uydurma hadis enflasyonu, keşmekeşi, kaosu, Emevilerin başlattığı İslamla alakasız zulümcü saltanat dinciliğinin marifetidir. Düşünebiliyor musunuz, Peygamber’in sohbetlerinde en çok bulunmuş olan sahabilerin yaşadığı devirde, Ebu Bekir zamanında bir hadis( peygamber sözü ) derlemesi yapılıyor ve 500 hadis tesbit ediliyor, Hz.Ömer Zamanında da aynı tesbit yapılıyor.Her iki halife de bunların yazılmasını / yayınlanmasını reddediyor.Ama aradan 100 yıl sonra, gerçek tabiunu bile dinlenmeden, onlara itibar edilmeden, hatta onlar susturularak, Emevi saltanatı 1500 hadis yazdırıyor, daha sonra bu sayı 12 binlere çıkıyor.Yani Emevi saltanatı, dini Kuran’dan uzaklaştırmak ve kanlı zulmünün desteklenmesi ve bekası için uydurma hadis yazdırıyor.Şu da bir gerçek ki Hz.Muhammed kendi sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır..Bu konuda “ Zehebi, Hz Ebubekir’in şu tarihsel uyarıyı yaptığını bildiriyor: “Hz.Peygamberden tartışmalarla dolu sözler rivayet edip duruyorsunuz.Sizden sonrakiler bu konuda daha şiddetli tartışmalara gireceklerdir.O halde Hz.Peygamber’den bir şey rivayet etmeyin.Sizden bir şey sorulduğunda şöyle deyin: “Aramızda Allah’ın kitabı Kuran var, onun helalini helal, haramını haram bilelim.(Diğer kaynaklar için bakınız Ebu Reyye, 26) -Yaşar Nuri Öztürk AGE sayfa 279-280 “Tarih içinde hadisler konusunda en ciddi tavrı gösteren Hz.Ömer’dir.O şöyle düşünmekteydi: “Bir gün gelecek, hadisler Muhammed ümmetiyle Kuran’ın arasını açacak ve bu felaket İslam ümmetinin vahiyden uzaklaşmasıyla sonuçlanacaktır”Ömer ile ilgili bütün kaynaklar bu gerçeğin altını mütevatir bir yaklaşımla çizmektedir.( Y.Nuri Öztürk, SGE S.280) Bu konuda ilahiyat uzmanı, diyanet işleri başkanlığı eski danışmanı Ali Akın’ın da “Hurafeler ve Gerçekler” adıyla bir kitabı çıktı.Her iki kitabı da okuyup, bu sitede düşünce ve değerlendirmelerimi yazacağım. Ama ondan önce islamda, Allah ile kitabı Kuran ve müminler arasında bilim dışında bir aracı olmadığına, aracı kabul etmenin şirk( Allah’a eş koşmak) olduğuna dair bazı ayetller nakledecğim: Zümer Suresi Ayet 3: “Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız Allah’ındır.Ondan başkalarını veliler edinerek “ Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.”diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah, onlar arasında tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmünü verecektir.” Zümer Suresi Ayet 38 “....De onlara “ Peki Allah dışındakilere yakardıklarınız hakkında ne düşünüyorsunuz? Allah bana bir zarar verse, O’nun bana vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi?Yahut bana bir rahmet dilese, O’nun rahmetini tutabilirler mi? De ki “ Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O’na dayanıp güvenirler” Meryem Suresi Ayet 81 “Kendilerine onur ve destek olsunlar diye Allah dışında ilahlar edindiler “ Tevbe Suresi Ayet 31 “Allahın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler.Meryem oğlu Mesihi de öyle.Oysa kendilerine tek olan Allah’tan başkasına ibadet/ kulluk etmemeleri emredilmişti...” Yunus Suresi Ayet 18 “Allah’ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar “ Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır” De onlara “Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz? Şanı yücedir O’nun, ortak koştuklarınızdan arınmıştır O “ Aynı mealdeki diğer ayetler,bakınız; Zuhruf 9, Lukman 25, Ankebut 61,63,65, Yasin 23, 74 Görüldüğü üzere ayetlerin manası açık ve nettir, Allah ile mümin arasında bilim dışında hiçbir yakınlaştırıcı ve şefaatçi yoktur.Bir bilenden, bilim adamından gider bilim öğrenirsiniz, ama bu onu, Allah ile aranızda aracı-rabıta-şefaatçi-yakınlaştırcı kılmanızı gerektirmez, aksine bu Kuran’a göre şirktir.Hele hele mezarlardan, türbelerden şefaat, yardım beklemek! Uydurma hadis ve huarfe müslümanlarından korunun, aklınızın ışığında Kuran’a ve bilimsel eserlere yoğunlaşın! Yaşar Nuri Öztürk’ün adı geçen eserini ve benzerlerini bu komuda önemle tavsiye ediyorum.Akıl sahipleri, okuyanlar ve düşününler hurafeden uzak kalacaklardır .
|