Anasayfa Haberler Kitap Haberleri Halil İnalcık ve Tarih Yazımı

Mustafa Çimen Kitapları

İşaretler Sineması Şiir İnsan İnsan Şiir İblis'in İyi Aklı Aşık Olmasam Çoktan Ölmüştüm
Kitap içeriği için kapağı tıklayınız..
Halil İnalcık ve Tarih Yazımı PDF Yazdır e-Posta
Orhan Yılmaz tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 11:28


İnalcık'ın son kitabı Osmanlılar, ünlü tarihçimizin Doğu Batı dergisinde yayımlanmış yazılarından yapılmış bir seçkiden oluşuyor. Yazılardan bir kısmı İnalcık'ın Doğu Batı Makaleler I ve Doğu Batı Makaleler II kitaplarında da yer almıştı. 06.07.2010 12:51


Emrah Pelvanoğlu ( Zaman Kitap )

Tarihyazımsal poetikanın Türkiye ya da Osmanlı tarihyazımı çalışmalarında rağbet gören bir alan olmadığını biliyoruz. Belki bir istisna olarak Christoph K. Neumann'ın Araç Tarih Amaç Tanzimat: Tarih-i Cevdet'in Siyasi Anlamı başlıklı çalışmasını burada zikretmek gerekir. Ancak Neumann'ın siyasi analizi ön plana çıkaran çalışmasının yanına tarihyazımsal anlatının açıklama yöntemlerini ele alan çalışmaları eklememiz çok zor. Hâlbuki Köprülü, Uzunçarşılı, Barkan, Karal ve İnalcık gibi 20. yüzyılın büyük tarihçilerinin nasıl bir tarihyazımsal üslûpla yazdıklarını; tarihsel olayları açıklarken hangi “sahneleme”, “kanıtlama” ya da “ideolojik ima” kiplerini kullandıklarını araştırmak; yazılan büyük anlatıların değerlendirilmesinde edebiyat kuramlarının analiz yöntemlerini dikkate almak, Türkiye / Osmanlı tarihyazımı çalışmalarında önemli bir alan açabilir. Böyle bir iş elbette bu kısa yazının amacı olamaz. Bununla birlikte Halil İnalcık'ın Osmanlılar başlıklı makaleler toplamını Hayden White'ın Metatarih'te (1973) geliştirdiği kuramsal yaklaşımla değerlendirmeye çalışacağız. 


Osmanlı'nın kuruluş problemi

Osmanlılar, İnalcık'ın Doğu Batı dergisinde yayımlanmış yazılarından yapılmış bir seçkiden oluşuyor. Bu yazılardan bir kısmı daha önce Doğu Batı Makaleler I ve Doğu Batı Makaleler II kitaplarında yer almıştı. Timaş Yayınları'nın üçüncü bir kitapta tekrar bir araya getirmiş olduğu bu yazılar üç bölümden oluşmakta. İlk bölüm Osmanlıların bir “uc” beyliği olarak hanedanlaşma sürecine ve “kuruluş problemi” etrafındaki tartışmalara odaklanyor. Bu problem, Hammer'den bu yana farklı kuramsal yaklaşımların ve ulus inşasına kaynaklık eden mitsel açıklamaların barındığı karmaşık bir “tarihsel alan”. İnalcık'ın bu tarihsel alanın karmaşıklığını ironik bir tarzda kabul ederek sahneleme yoluyla açıkladığı kuruluş sürecinde, mitsel açıklamalara da kaynaklık eden erken dönem Osmanlı anlatılarıyla “analitik” bir uzlaşmaya vardığını görüyoruz. “Rise of Ottoman Historiography” başlıklı makalesinde Neşrî, Âşık Paşa, Oruç gibi erken dönem Osmanlı anlatılarının tarihsel kaynak olarak nasıl değerlendirilebileceğini tartışan İnalcık, kendi “kuruluş yaklaşımını” anlattığı bu yazılarında da yine bu kaynakların karşılaştırmalı tanıklıklarına dayanıyor. İslami “gaza ideolojisi” nin ve alplik / nökerlik bağının sağladığı savaş birliğinin, Koyunhisar'ı “dar'ül İslâm” sınırlarında olmasına rağmen 1302 yılında fetheden Osman Gazi'nin karizması etrafında yoğunlaştığını ve Osmanlı İmparatorluğu'na giden yolun bu tarihten sonraki çatışmalarla şekillendiğini söyleyen İnalcık; devlet tesisinin Orhan'la, imparatorluğun ise II. Mehmed'le başladığını belirtiyor. Bu bağlamda belge merkezli “tarihsiciliği” (historicism), tarihçiliğinin en önemli dayanağı olarak öne çıkaran ve Osmanlı tarihini erken modern Avrupa tarihinin “güçler dengesi”ni sağlayan “büyük güçler”den birinin öyküsü olarak anlatan İnalcık'ın, “tarihsel alanı sonuçta zorunlu olarak ahenkli çözümlerle sona ermesi gereken bir çatışmalar kümesi” (216) şeklinde canlandıran Ranke'nin tarihyazımsal üslubuyla uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Ranke'de temel koyucu bir öneme sahip “ulus” anlayışının, İnalcık'ın “devlet” anlayışında karşılığını bulduğunu da. Bu bağlamda İnalcık'ın klasik dönem çalışmalarının son veriminin Devlet-i Âliyye başlığı ile yayımlandığını hatırlatalım.

İkinci bölüm, Fatih sonrası merkezî devletin yapılanmasına dair yazılardan oluşuyor.
Son bölüm ise belki tüm yazılarda “öteki” olarak varlığını sürdüren Avrupa ile ilişkilere dair. İlk iki bölümde “fütühat” merkezli bir özgüvenle “komedi kipi”nde sahnelenen klasik dönem açıklamalarının aksine, bu son bölüm Avrupalı ötekinin modernite
sonrası mutlak başarısının biçimlendirdiği “tragedya kipi”nde sahneleniyor. Devlet-i Âliyye'nin kaçınılmaz yıkımıyla çözüme kavuşan…

Kitapla İlgili Teknik Bilgi Ve Sipariş Şartları İçin Bu Linki Kullanabilirisiniz...
Osmanlılar